ANASAYFA  |  ÖNERİ VE ŞİKAYET  |  İLETİŞİM

BİYOGRAFİ HABERLER MAKALELER GİYOTİN HAVUZU İLETİŞİM
TANRININ EKONOMİ POLİTİĞİ | HÜSEYİN SUNGUR | Resmi Web Sitesi
  KADROMUZ
 
TANRININ EKONOMİ POLİTİĞİ

RÜŞDÜNÜ ISPAT ETME!!!

Tanrının ekonomi politiği

“ Sevgili kardeşim Çetin’e, 1973den beri özge içtenliğimle”

Peygamber yazarların sonuncusu ALEXANDR SOLJENITSIN ( benzetme alev alatlınıdır) SSCB, komünist partisinin 22. kongresinden sonra, gizlendiği yerden günışığına çıkar ve meşhur IVAN DESINOVİÇ’i, ALEXANDR TVARDOVSKI’ye teslim eder.

TVARDOVSKI, meşhur ve etkin edebiyat dergisi NOVI MIR’in genel yayın yönetmeni; rusyada STALİN artık yoktur ama gölgesi, her kapı arkasında durmaktadır !

ROMANI , “ İvan Desinoviç”i, bir gece yarısı okumaya başlar.Müthiş etkilenir.Rîvayet odur ki,üstünü değiştirir; takım elbise giyer,kravat takar.

“ Böyle bir destanı ( epiği) pijamalarla okumak saygısızlıktır” dediği söylenir .

IVAN DESINOVİÇ’in yayınlanması da, ayrı şenliktir ve bilinmesi gerekir bence.Belki sonraki yazımızda, bu şenliğe yer verebiliriz.

Geçenlerde , bir face sayfasını “  paylaşmıştım”.Adı, zannederim   “ ateizm mektupları” gibi bir şeydi.Sevgili Çetin,bu paylaşımıma , “Nerden buldun bu sayfayı” diyerek, serzenişte bulunmuş.Bu içtenliği karşısında, bana , epey zamandır sorulan bazı soruları, Çetin’in serzenişinin şemsiyesi altında, büyük bir içtenlikle cevaplamak istiyorum.

Bu cevaplamayı , aynen TVARDOVSKİ gibi düşünüp, davranarak, EV EŞOFMANLARIMLA , masamın başına oturup, yazmadım.

Traş oldum,duş aldım ve doğum günü hediyem “bulberry”i de fısfıslayıp, ütülü pantol, yeni gömlek kazağımla masama oturdum.

Elbette yazı boyunca, Çetin’in “ ateizim” sorusu, merkezde olacak.

 Bir çeşit kişisel entelektüel maceram olacak  bu cevabı  , nasıl  anlatmaya başlayalım!

Bu cevap, öte yandan , bana, yakın zamanda kendi ifadelerimle yazmadığımı belirten  dostuma da  göndermedir. Kimileyin , aklımın dibinde birikip, filizlenmiş olan düşünce kırıntılarını ,tespitlerini elbette yazmadım,yazamazdım da.Kimbilir, şimdi de yazmamalıyım kimimize göre ama artık bunlarla akıl örseletecek zamanımız yok.

Önce, kesik kesik de olsa, ışıltılı olduğunu düşündüğüm cümleler yazayım,sanırım daha hoş olur, sıkılmazsınız.

  • Yalnızca günahları olanların tanrıları vardır.Hiç bir zaman , bilerek günah işlemedim.Evet,bugün çok iyi biliyoruz ki, insanlar , bile bile günah işleyebilirler, bu yetenek , hepimizde doğumumuzla beraber içkindir yani verilidir.
  • Tabii ki kabahatlerim , yığınladır,belkide değildir.AMA vardır.
  • Günahları olanlar,din icadeder,etmişlerdir.Bugün yerküremizde , yazılı/yazısız kaç yüzbin adet din var, Allah bilir.
  • O halde,  ŞAYET sonsuzluğu kucaklayabilmek/ hissetmek ( ama anlamak değil ) ,  olanaklı ise , neden seri halde din üretip, insanları birbirine kırdırıyoruz!
  • Cehalet dini, bilgi insanın zerafetini yoğunlaştırır.

Adaşım , mürşidim ( ışık yani bilgi saçanım) Hüseyin CEMİL MERİÇ’in , aydın/ münevver  tasnif ve tarifi ,beni daima çok etkilemiş, yolumu daima ışıklı kılmıştır.

AYDIN/münevver o kişidir ki, kötülük her nereden gelirse gelsin,DUR diyebilendir.

Bu tespiti geliştirirsek, KÖTÜLÜK, yerküremizin ezeli ve ebedi derdidir.Zalimin zulmûnden kaynaklandığına göre, AYDIN kişi , ne idüğüne bakmaksızın, ZALİME dur diyebilendir.

Marksist tavra göre yazarsam, içinde bulunduğum sınıfın, genel çıkar anlayışına   , tam anlamıyla zıd noktada dünyaya baktım. MARKSİST tavır demişken, dengine geldi,  yaraya jilet atalım da, cerahat patlasın artık.

Ülkemize MARKSİST açıdan bakıp, tavır geliştirirsek, yanılırız.MARKSİST tavır, anca ve kanca,ÖZGE orta-batı Avrupa toplumları için , o da , göreceli olarak yeterli olabilecek  toplum anlayışıdır.

Bir de “” artık değer “ kuramı. Ötesi bizi “ bozar”.Neyse.

Bir başka kıvamında  ise CEMİL MERİÇ, “ Bir çağın vicdanı olmak isterdim” der.

Yani içinde yaşadığı çağın İMDADI olabilecek, herkese eşit uzaklıktan bakıp, sevebilecek KOZMİK bir ruh, gönül vee akıl.

İŞTE ,aslında her insanın ,doğumla birlikte elde ettiği  yaşamsallığını süslemesi gereken SAVAŞ ve konusu.

AMA bunu istemek biraz da lükstür, günümüzün tüketim indirgemeci- insan dini kokan sokaklarında dolaşan insanlarından.

İNSANIN bir kere varolmasındaki ana ereği ,kozmik anlamda , koşulsuz görebilir, anlarsak, bu yerkürede ne hâl etmeye dolaştığımızı vs çokca anlarız.

ARİSTO’ya bakarsak, canlılık , benzerini ortaya koymakla başlar. Yani doğum,çoğalma.

AMA kozmik sevyeye göz attığımızda, doğumla sürmeye başlayan bir “ ödevimizin” olduğunu duyumsamaya başlarız. KİMİLERİMİZ bunu fark eder, güler geçer.

Kimilerimizse , KANT ( Immanuel KANT,ölmeden az önceki sözü  ””es ist gut / iyidir,hayırdır”” olan   alman filosof, çığır açıcı bilge kişi ,22.04 1724 -12.12.1804 ,Könisberg- Prusya, kuzey doğu Almanya ) gibi, CEMİL MERİÇ gibi, devasa bir ödev olarak gördüğü varoluşun peşini, sonuna kadar bırakmaz, anlamlandırmaya , sözlendirmeye çalışır,olmadı gayret eder.

Bizimkisiyse, alemde bir toz zerresi mi acaba!

İşte bu toz zerresi, CEMİL MERİÇ’te , “ zamanın vicdanı olmak” dileğiyle sözel vücuduna kavuşur.

Bugün böyle bir “sözel vücuddan” maalesef yoksunuz.

GERÇEĞİ arama aşkı, her zamankinden daha zor ve karanlık dehlizlere doğru itilmektedir dünya küremizde.ÜLKEMİZ ise, bu karanlığa elinden gelen katkıyı  sunmaktadır.

GÜNEŞİN altın saçaklı ışığından , mumların isli karanlığına doğru mu gidiyoruz acaba diye düşe yoruyoruz “ görüp de duyduklarımızı”.

Bu alacakaranlık hayırsızlığı içinde, birden gönül perdemize,eski bir dost usta düşüyor.

RAHMETLİ Kemal  Tahir’in(***) adeta bir dershane gibi yaşayan,İst. Erenköy’deki evinde, sabahlara dek süren sohbetlerini, öğrendim öğreneli kıskanmışımdır.

Allahtan,  yakın arkadaşı DR HULÛSİ DOSDOĞRU , bu sohbetleri, 1975 yılında , BATI ALDATMACILIĞI ve PUTLARA KARŞI Kemal Tahir” takdimiyle , tuğla ebadında kitap haline getirdi de,  İst. Osmanbey semtindeki, Ebekızı sokaktaki , 2. Abdülhamit döneminden kalma,odaları haniyse üç adam boyu tavanlı, geceleri, solgun ampûl ışığında, duvarlarında hayaletlerin cirit attığı evde, portatif yazı masamın gıcırtıları eşliğinde hatmedip ,  az da olsa “ o sohbet sofralarına “ duyduğum ,çaresiz imrenmeyi tedavi edebilmişimdir.

/// (***) Kemal Tahir Demir (13 Mart 1910 - 21 Nisan 1973), Türk romancı.

Türk edebiyatının en üretken roman yazarlarından birisidir. Sol dünya görüşüne sahip olan yazar, Marksizmi, Türk toplum yapısına uyarlamak için toplumu anlamaya çalışmış; edindiği bilgileri romanları yoluyla okuyuculara aktarmıştır.

 

Gerçek adı İsmail Kemalettin Demir'dir. Babası, II. Abdülhamit’in yaverlerinden Yüzbaşı Tahir Bey; annesi, Osmanlı sarayında Abdülhamit’in kızı Naile Sultan’ın hizmetinde bulunan Nuriye Hanım’dır (Saraydaki adı “Hubser” idi).[1] . Ailenin en büyük çocuğu idi.////

 

 Kemal Tahir der ki :

“Gerçek bir defa ele geçti mi, gözün gibi sakınacaksın. Maazallah elinden kayar,gider de, feriştahın duymaz.

Bilgiden şüphe edeceksin.Edebilmelisin. Evinin kapı numarasından bile emin olmayacaksın.Sabah kalkıp kontrol edeceksin. Zira akşam değiştirmiş olabilirler.”

(( Halit REFİĞ, Kemal Tahir’le Birlikte , Degâh yayınları, sy:15, Eylül 2015))

Bildirdiklerim , gökyüzünden önce, bana ışık saçmış,meşale olmuş yazıtlardır, kozmik bilgelerdir.

Kimseye  başeğmemişlerdir.

 

Gelelim bu pırıltıların altında, bazı çıkarımlarımıza:

Nasıl ki gökyüzüne , geceleri baktığımızda, tüm göksel unsurları, bir önceki gece bıraktığımız gibi gördüğümüzü ZANNETMEK, büyük bir yanılgı ise…

ANTİK dönem bilgesi, hemşehrimiz EFESLİ HERAKLITOS ( MÖ 535-475 ) , “ aynı ırmaklara girenlerin üzerinden farklı sular akar” diyerek, gerçeğin binbir çeşidi olabileceğini, yaklaşık 2500 yıl öncesinden gösterebilmiştir .

Bu iki bildirim bize, bugün  geldiğimizi sandığımız , görkemli anlama sevyelerimizden dahi şüphe edebileceğimizi gösteriyor.

İşte bu ikircikli hâldir ki, bilginin ocağının daima tüter vaziyette olmasını sağlar.

Bu sağlama da, ancak AKIL varlığının RÜŞDÜNÜ ıspat etmesiyle etkinleşir.

RÜŞDÜNÜ ıspat etmek de,uzun ve zorlu bir yoldur.

İkinci bölümde ona bakacağız.



Yorum Ekle comment Yorumlar (0)

    Bu Habere Henüz Yorum Yapılmamış..!



 
 HABERLER
 
YORUM
YORUM

Tarih : 5.05.2020 0
Devamı...
 
 
GÜNÜN
GEREĞİ ÜZERİNE

Tarih : 13.04.2020
Devamı...
 
 
 
 MAKALELER
 
BOŞLUK
VE ANLAM

Tarih : 4.10.2019 1
Devamı...
 
 
KÜÇÜK İSKENDER
BÜYÜK ŞİİR

Tarih : 8.07.2019 1
Devamı...
 
 
 
 www.huseyinsungur.com
 

 GİYOTİN HAVUZU
 

CEHALET VE
RENKLERİ

Tarih : 6.12.2019 1|
Devamı...

 

KONYA ÜZERİNDEN
NEREYE!

Tarih : 22.10.2019 |
Devamı...

 

ÖLÜ BİR RUH
ÖZGÜR DÜŞÜNCE

Tarih : 8.10.2019 1|
Devamı...

 

ÖLÜ BİR RUH
OTOPSİ DENEMESİ

Tarih : 7.10.2019 2|
Devamı...

 


 
 

 
 
ANASAYFA BİYOGRAFİ SIK KULLANILANLARA EKLE GİZLİLİK İLKELERİ İLETİŞİM


Siteden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz..!

HÜSEYİN SUNGUR | Resmi Web Sitesi | huseyinsungur.com © Copyright 2015-2020 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz, kullanılamaz.

URA MEDYA