ANASAYFA  |  ÖNERİ VE ŞİKAYET  |  İLETİŞİM

BİYOGRAFİ HABERLER MAKALELER GİYOTİN HAVUZU İLETİŞİM
YARIN ÜZERİNE | HÜSEYİN SUNGUR | Resmi Web Sitesi
  KADROMUZ
 
YARIN ÜZERİNE

ZAMAN YOLCULUĞU

 

1. Bölüm

Kimileyin yaptığımız gibi , yazımıza, bilim dediğimiz kavrama/ anlayışa , yakından göz atarak bakacağız.
Kim ne derse , nasıl derse desin…
BİLİM kavramının tanımında- nüvesinde-özünde , yeterlileştirilmemiş / ortadan kaldırılamamış bir belirsizlik yer almaktadır.
BİLİM, belkide örgütlenmiş bilgi bütünüdür.
OLGULARIN yani gözle görülen , elle tutulabilen, YASALARINI bulma çabasıdır.Böyle anlaşılabilmesi , kişisel anlama yolculuğumda, bana daima kullanışlı gelmiştir.
ANCAK büyük ölçüde kabûl gören temel yapı,mutlaka ÖLÇÜLEBİLEN-SABİTESİ olan (*)- ve DENEYLENEBİLMESİDİR. 
(*) En kısasıyla , sağlıklı bir insan bedeninin ısısının 36.5 derece santigrat olması zorunluluğu , bir SABİTEDİR. 
Ancak bu genel tanımlamalarımıza sokulan en büyük çatlak, engel ise , insanları istismar etmeye / iyi niyetlerini har vurup harman savurmaya “ YÖNELİK” BİR TAVIRLA , DİN ile BİLİMİN birbirinden ayrılmaması gereğinin ileri sürülmesidir.
YA da ayrıl(a)mayacaklarını , durup durup iddia etmek.son DERECE GEREKSİZ ve zaman ve zihinsel faaliyetin boşa gitmesi anlamındadır.
NEDEN (mi)!
BASİT !
Bir tarafta , asla ve kat’a üzerinde akıl yürütemeyip , eleştirel akla göre bakamayacağınız, dinin , ALLAH adını verdiği sonsuz bir varlık tarafından aracısı/ elçisi MUHAMMED peygamber tarafından,insanlara tebliğ edilen …
Bu suretle , hiç bir şekilde kalem oynatılamayacak bir “kitap”.
DİGER yanda, kendini sürekli yenileyebilen, geldiği bilme noktasında, ACABA yanıldım mı diye , dönüp arkasına bakabilen bir anlayış.
NASIL olur da , sözünün üzerine söz ettirmeyen bir anlayışla, yan yana yürür de gider.
EFENDİM “kitapta” son derece bilimsel(!) tespitler varmış; CEBELİ TARIK boğazındaki , iki deniz suyunun birbirine karışmaması.
“ YILLARDIR” bilinen bir bilgiydi ama bana sakın ola ki eski “”peygamberlerden” biri bunu tespit etmiştir demeyin.
SAKIN ola…
ÇÜNKÜ sizin eski peygamberler dediklerinizin tamamına yakını , YAHUDİ tarihindeki kırallar-prensler- devlet adamları- bilim adamları vs… 
BİR kısmı da SÜMER tarihinde sözü edilen , çeşitli sevyelerdeki yöneticiler, öğretmenler vs.
NEYSE deyip, yürüyoruz.
Bu kesimi, rahmetli matematikçimiz , CAHİT ARF HOCA ile bitirelim(mi), değil mi!
“” BİLİM”” diyor ARF HOCA, kesinlemeden kaçınarak,”” Algılarımızı tasnif edip,kavramlar haline getiren , bu kavramları neden-sonuç ilişkisi şemsiyesi altında, düzenli bir eylemlilik sürgitidir.”
Şimdi,bu noktadan geriye doğru, ters bir perande atarak,varolan karmaşaya , nasıl bir geçmişten geldiğimizi anlamaya çalışalım.
ÜLKEMİZ İÇİN KAFA patlatanların ,önemli hata ve çıkmazları olagelmiştir.
( Biz burada,bu cümle ile hatasız ve çıkmazlara düşmeyecek bir noktada olduğumuzu imâ etmiyoruz, sakın ola …)
Orta-batı AVRUPA ülkelerinin içinden yıllar süren kan-ter ve gözyaşı dökerek geçtikleri ELEŞTİREL akıl “ihtilali”,kısaca “” aydınlanma” dediğimiz süreç , topraklarımızda , her defa filiz vermeye durduğunda, olağanüstü büyük kıyımlarla baskılanmıştır.
HALİYLE geriye de, tarihi tespitleri tamamen YANLI ve kısır döngü avareliğiyle , karbon kopye tekrarlar olarak yazılagelen , HALKIN tarihi yerine , tamamen devleti TEKELİNDE tutan , orjinalliğini yani genetik temizliğini çoktan yitirmiş olan bir HANEDAN-ailenin ve soytarılarının tarihi ortaya konur.
BU soytarılığı daima kutsayan “sözde tarihçiler”, hiçbir zaman MUSTAFA AKDAĞ’ı(1), DOĞAN AVCIOĞLU’nu(2), AHMET YAŞAR OCAĞ’I(3) OKUMAZLAR, ciddiye almazlar, habire hakaret edip dururlar.
DOLAYISIYLA, bu tutum “sayesinde”, ortaya , hangi şahzade kiminle düzüştü-hangi sadrazam ne kadar rüşvet zengini oldu- hangi padişahın kaç tane avredi var- kaç sadrazamın kellesi kesildi…

GİBİ , gerçeğin kendisi değil, suyunun suyunu anlatan , yaradılış ucubesi bir tarih anlayışı ve buna cidden inanan yığınlar çıkar.

BU da:
Yurt bilincinden ziyade, KÖLE bilincinin gövde vermesine yol açar.
KUŞAKLAR kuşaklara, köleliği böylesine sazlı-sözlü aktarınca da, bir gün gelir , ORTAYA recep tayyip erdoğan ve akepe diye bir sıra dışılık çıkar.

ASLINDA “Osmanlı” yalayıcılarına göre gerçek, daima batının bize hor ve düşman bakmasındadır.BİZ oraya ,mutlaka adalet ve eşitlik götürmeye memuruzdur.
HATTA bunun için “kardinalin cübbesi yerine TÜRK’ün sarığını tercih etmektedir batılı(*)” gibi, aslı astarı olmayan, uyurgezer laflar da sıkı sıkı üretilir.
(*) Bugün de bu uyur gezer laflara HER YAPILAN yol ya da köprü “açılışı” münasebetiyle, BATININ bizi kıskandığı “ berezilya “ dizisi , soluk almadan , sürüye kaval gibi anlatılmaktadır.

PEK tabi biliyoruz ki:
DÜNYAMIZ uzun yıllar, “ulusların” birbirlerini yemeleri ile zaman yitirmiştir ve daha da yitirmektedir.Ne Osmanlının romadan ne romanın kutsal roma-cermen imparatorluklarından bir farkı vardır.
Ancak , Osmanlının çanak-çömleğini habire yalayanlara göre Osmanlı, başkaydı canım!
SÖMÜRÜ sömürüdür. 
Osmanlısı,roması ,Arjantinlisi olmaz.
AMA elbette Osmanlının bir farkı vardı.
HİÇ bir imparatorluk , kurucularının ADIYLA anılmamıştır. Bir iki istisna hariç.
Osmanlı, KENDİ adıyla anılmıştır… 
OSMANLI , doğduğu topraklara ihanet etmiş,doğru dürüst bir çivi dahi çakmamıştır.
SAĞDA solda, tek tük imarethane, şifahane, kervansaray gibi yapılar, kimseyi kandırmasın.
ONLARA sadece Osmanlının kan yalayıcıları inanır, inanmak ister.
HODRİ meydan , ANADOLU orda , ben de TARSUS’tayım.
DAHA yeni TOKAT-NİKSAR ‘dan geldim,üç gün oralardaydım.
İŞİN özü nedir!
ÜLKEMİZ, bugünkü görünen haliyle tıpkı,uzaydaki KARA DELİK gibi görünen bir karmaşa ( KAOTİK ) ortamındadır.
Ciddi ve sağın solun “yumurtalıklarını” yalamadan,okşamadan ülkemize baktığımızda, derinlere doğru giden bir KİMLİK bunalımı görmekteyiz.
Bu bunalımın , yarın , korkutucu bir yıkıcılıkta olabileceğini düşünmek zorundayız.
SAVAŞ oldu bittisiyle, ülke idaresinin yalapşallığı sayesinde, topraklarımıza, denetimsiz biçimde , 4milyona yakın Suriyeli göçmen girmiştir.BANA kimse Müslüman kardeşliğinden söz etmesin.
MÜSLÜMAN kardeşliği o kadar geçerli idiyse, MISIR-ÜRDÜN-ARABİSTAN vs., tek bir Suriyeli göçmeni neden ülkesine kabûl etmedi diye sorarlar adama ve seeen!!!
ELİN ahmağımısın hemşo derler. DEMEKTEDİRLER DE…
YARIN bu denetimsiz 4milyon Suriyeli göçmenin başımıza ne çeşit dert açacağını , kim – nasıl tespit edecek!
YAĞMUR duasına çıkarak mı!
ZİKİR getirerek mi!
SABAHA kadar Fatiha okuyarak mı!GEÇİNİZ bunları ve ciddi bir devlet olmanın gereğini yapınız.
BU “” kimlik bunalımı”” , nihayeten , 200 yıldır başımıza çöreklenmiştir.
İNSANIMIZ:
Kökü kömeci son derece tartışmalı dini inanç sütunlarının( İslam ağırlıklı ) ve öbeklerinin, ortaya koydukları safsatalara, öte yandan sömürgeci-emperyalistlerin arzu ettikleri taklitçiliğe koşar adım yapışıp, GİBİ yapmaktadırlar.
Bu ciddi zihni SARSINTI, ülke insanımızın kültürel kutuplaşmasına ,hatta dağılabilirlik uçurumunun kenarına gelebilmesine basınç verebilmektedir.
( Cumhurbaşı “bay rte”, ANAYASA mahkemesine , 3ü özel olarak imam hatipli , toplamda hepsi de kendisine bağlılık teminatı ile denetlenmiş, 17 tane üye atamıştır.
Ve biz bugün ,, MERSİN’de , 30 AĞUSTOS vesilesi ile DEMOKRASİ yürüyüşü yapıyoruz!!!))

Yarın , bu öldürücü kayırma, daha hangi yükseltilere çıkabilir , ancak MEDYUM MEMİŞ “mi” öngörebilir ki!
Bu durumun arka planını kurcaladığımızda, karşımıza , bize düşünsel dayanak sağlayabilecek , 15 haziran 1826 tarihiyle karşılaşıyoruz.YANİ padişah 2. Mahmud’un , ortadan kaldırdığı YENİÇERİ ocağı meselesi. 
RESMİ Osmanlı tarihçi ibişleri , buna vakayı Hayriye der, hani hayırlı olay.PEKİ bu olayın bir de perde arkasına baksak, fena mı olur!
O tarihe kadar , son TÜRK imparatorluğunun (Osmanlı) ki İtalyan tarihçiler, artık eni konu bize, TURCHIA demeye zaten başlamışlardı, devlet yapısının temeli, üç zorlu ayak üzerinde yükselmektedir.
SEYFİYYUN/ YENİÇERİ ocağı
ŞUURBİYYUN/LONCA ve GEDİKLER
KAVLİYYUN/ DERGAHLAR…
Her üç sütunda da, çark, dehşet ciddi bir insan seçimi ile yürütülmekteydi.Buna , kozmik dilde İNİSİASYON denir.
YANİ işin hakkını verecek olan İNSAN seçilimi ve ardından da bu insanın , alacağı görev uyarınca, eğitim gördürülmesi.
YANLIŞ anlaşılmasın, buna, Anadolu tarikat sistematiği denir, diğer bir deyişle , ANADOLU aydınlanması.
BU sistematik, 1800lerin başında ,maalesef, bozulma işaretleri vermekteydi.Bu denli has insan seçilimi yerine , babadan oğula geçen bir anlayışın başladığını görmekteyiz.
Bir gecede , yerle bir edilen bu TARİKAT sistematiği yani YENİÇERİ ocağı / BEKTAŞİ nefesi/ , ardında binlerce ceset bırakarak , yeraltına çekilmek zorunda kaldı.
Bu yıkıntı üzerine , 2. MAHMUD, tekrardan filizlenmesin diye, başta NAKŞİBENDİLİK olmak üzere, ne kadar ARAP mistisizmin irtica yuvası varsa, ülkeye çöreklenmesine izin vermiştir.
Böylelikle , ülke insanı, farkında olmadan “batı taklitçileri” ve “mürteciler yani softalar/gericiler” olarak ikiye ayrılmıştır.
Ki , halkın( ahalinin) bir kısmı , kendisine , “ gavur padişah” demekten bile çekinmemiştir.

ANADOLU Selçuklularının ,ağır zırhlı FRANK ( haçlılar ) şövalyeleri ile birlik olup, BABAİLERİ katlettirmesi , ORTA ASYA’dan beri süregelen TÜRK ruhunun çelmelenmesi , ardından , yabancı güçlerle bir olup, yeniçeri katliamı yapan 2. Mahmud derken…

Yine yabancı, görünmez güçlerle birlikte , 15/16 Temmuz sefaletinin , nasıl bir TÜRK ruhu tepelenmesine yol açabileceğini, yazımızın sonraki bölümüne bırakıyoruz…



Yorum Ekle comment Yorumlar (0)

    Bu Habere Henüz Yorum Yapılmamış..!



 
 HABERLER
 
SONSUZ BEY
SABAHA KARŞI

Tarih : 27.03.2020
Devamı...
 
 
KAÇGÛN
VE BUGÜN

Tarih : 25.03.2020
Devamı...
 
 
 
 MAKALELER
 
BOŞLUK
VE ANLAM

Tarih : 4.10.2019 1
Devamı...
 
 
KÜÇÜK İSKENDER
BÜYÜK ŞİİR

Tarih : 8.07.2019 1
Devamı...
 
 
 
 www.huseyinsungur.com
 

 GİYOTİN HAVUZU
 

CEHALET VE
RENKLERİ

Tarih : 6.12.2019 1|
Devamı...

 

KONYA ÜZERİNDEN
NEREYE!

Tarih : 22.10.2019 |
Devamı...

 

ÖLÜ BİR RUH
ÖZGÜR DÜŞÜNCE

Tarih : 8.10.2019 1|
Devamı...

 

ÖLÜ BİR RUH
OTOPSİ DENEMESİ

Tarih : 7.10.2019 2|
Devamı...

 


 
 

 
 
ANASAYFA BİYOGRAFİ SIK KULLANILANLARA EKLE GİZLİLİK İLKELERİ İLETİŞİM


Siteden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz..!

HÜSEYİN SUNGUR | Resmi Web Sitesi | huseyinsungur.com © Copyright 2015-2018 Tüm hakları saklıdır..! zinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz, kullanılamaz..!

URA MEDYA