ANASAYFA  |  ÖNERİ VE ŞİKAYET  |  İLETİŞİM

BİYOGRAFİ HABERLER MAKALELER GİYOTİN HAVUZU İLETİŞİM
KENDİME NOTLAR 2 | HÜSEYİN SUNGUR | Resmi Web Sitesi
  KADROMUZ
 
KENDİME NOTLAR 2

ESKİ ZAMANLAR

Kendime Notlar

2

Babamın avukatlığa uzak duruşunu , şimdilik bir kenara bırakalım . İki küçük amcasını ,sahneye çıkaralım .

 Emin Amca , Şam’da veterinerlik okumaktadır. 1. Dünya Savaşı patlayınca,askere alınır ya da o gider,asker yazılır.Haliyle eğitimi de yarım kalır.

Bu durum,ailenin o kanadında, EMİN  amcamızın çocukları arasında, mal/mülk paylaşımında ,BABALARININ , diğer erkek kardeşlere göre , daha az pay aldığı şeklinde bir değerlendirmenin ortaya çıkmasına , yataklık eder.

1970 Ağustosu’nda babam ölmeden önce , Dedem-Ninem mal/mülk birikimi, şimdi butik otel olan BESİME HANIM Konağı’nda, Şubat ayında yapılan , geniş bir aile toplantısında , tarla tarla numaralandırılarak , beş kardeş arasında , kurayla pay edilmiş , sonraki yıllarda , işin gücün içine , ben de girince , bu birikimin %60’ a yakınının , Ninem Besime Hanım’dan geldiğini , resmi kayıtlarda , görmüştüm..

Dolayısıyla, amca çocuklarımızın bu depreşmesini, +60 yaşımın sükûneti içinde , gereksiz görmekteyim.   

İşin biraz da komik yanına bakalım. ANNEM ölmeden ( Eylül 2016 ) birkaç yıl önce,beni çağırdı .”” Biliyor musun , EMİN AMCAN ile baban, 1940’ların ikinci yarısında,her nasılsa kereste ticareti işiyle uğraşmışlar. Duymuşmuydun”” demez mi!

Eh , birazcık sıçradım yerimde.

“”Peki ne olmuş yani kereste ticaretiyle uğraşmalarına”” diye sordum!

İskenderun’dan kereste alıp,gelirlermiş.Arada bir de hovardalık ederlermiş İSKENDERUN pavyonlarında. Eh , bu da emmi/yeğen ilişkisinde az görülmekle birlikte ,olabilecek bir düzey.

Fakat,fakat . Böyle bir eğlence gecesinde,peder, tanıştığı bir konsomatrisle ,gelip,giderken, muhabbeti ilerletmiş”miş”.

Haniyse peder, bu hanımı ,pavyondan çıkarma eşiğine falan gelmişmiş. Yıllar sonra ,bu olaylar, bu hanımın yadına düşmüş, şimdi bizi ararmış”mış”.

Şeklinde “bilgi “verdi annem.Ben de başladım, hoplaya,zıplaya gülmeye. Zira , bütün bunlardan önce de, bizim tarlalardan birinin içinde, gôya , bir hanımın hissesi varmış,o hanım da , bizi arar dururmuş  gibi MİTOLOJİK/KAÇ KAÇ(*) öyküsü tadında,  bir bilgi gelmiş, her ihtimale karşın,tapuya gidip, söz konusu TARLANIN TAPUSUNA , “geldi gitti” araştırması yaptırmıştım.

Memur arkadaşım da, bana bakıp, gözleriyle , “ Alemsin ha Hüseyin” demişti …

Evet , babam bir öldü pîr öldü , ardından bugünün ağzıyla söylersek, TELEVOLE hikayeleri bitmedi,bitmedi.Sanırım bütün bunlar, kapalı çevre/kasaba zihniyetinin, işi nereye kadar götürebileceğinin , görünür unsurları olsa gerektir.

Hadi bu bölümü ,şoförümüz , rahmetli Kadir Abi’nin bir hatırasıyla bitirelim.

Mithatpaşa mahallesindeyiz,şimdiki ANIT.Bugün MALİYE binası olan yapıdan mahalleye girin , sağdan ikinci sokağın batı köşesindeki evin,alt kat kiracısıyız.Bizler yayladayız yani NAMRUN’da(*)…Olacak iş değil ya, babamın pavyona gidesi tutar.Kadir Abiy’le giderler. Pavyon aleminde , konsomatrislerin, uzaktan kestikleri masaya gelmek istedikleri, çok bilinen bir ayaktır.Fakat , garsonu çağırıp,İSİM VEREREK, “İbrahim Bey’in masasına gitmek istiyorum , git haber ver masasına ” demesi, pek az görülen bir durumdur.

Babam şaşırır, keza Kadir Abim  .

 Neyse hanım gelir , oturur masasına…Biraz, söz sohbetten sonra , bu kez , “Beni hâlâ  tanımadın mı İbrahim “ diye uyarır babamı, hanım.

O yarı karanlık,ışıklı ortamda, babam ,hukuk fakültesinden mektebi,yarıda bırakmış arkadaşını tanıyamamıştır.Artık nasıl yapar, bilemiyorum,hanımı alıp, eve gelirler.O evin, girişte,geniş bir terası vardı , büyük salona bakan. Babamla hanıma,Kadir Abim kahve yapar, onlar salonda kahve içip, ağlaşırken ,Kadir Abim de ,teras da ağlıyordu herhalde.

Güneş, o zaman çoook daha ağaçlı olan parkımızın  çamları üzerinden,  ilk ışıklarını kasabamıza gönderirken, Kadir Abim,hanımı alır, jibimizle ,pansiyonuna götürüp, bırakır.

Vay peder vayyy…

(*) Kaç kaç : Birinci dünya savaşı ertesinde, Fransız işgali başlarken , Çukurova halkı, erlerini şehirlerde,kasabalarda bırakıp, çor çocuk yaşlı kesimiyle,dağlara,yaylalara kaçarlar.Buna , KAÇ KAÇ denir.

(*) Namrun: Bugün ÇAMLIYAYLA denilen yerin gerçek adı. Bizim devletimizin , tuhaf , akla hayale gelmeyen takıntıları, saplantıları vardır.

Yıllarca NAMRUN dediğimiz yayla, bir sabah, her niyeyse ÇAMLIYAYLA oluverdi.

Mersin’deki KIZILBAĞ yaylası da, komünizmi(!!!) telkin ettiğinden dolayı, adı değiştirilip, GÜZELYAYLA yapılmıştı.

Neremle güleyim, bilmiyorum ki.

 

RESİM: EMİN AMCA'mın , 1. dünya harbindeki, yedek subay üniforması...

 
 

 



Yorum Ekle comment Yorumlar (0)

    Bu Habere Henüz Yorum Yapılmamış..!



 
 HABERLER
 
YORUM
YORUM

Tarih : 5.05.2020 0
Devamı...
 
 
GÜNÜN
GEREĞİ ÜZERİNE

Tarih : 13.04.2020
Devamı...
 
 
 
 MAKALELER
 
BOŞLUK
VE ANLAM

Tarih : 4.10.2019 1
Devamı...
 
 
KÜÇÜK İSKENDER
BÜYÜK ŞİİR

Tarih : 8.07.2019 1
Devamı...
 
 
 
 www.huseyinsungur.com
 

 GİYOTİN HAVUZU
 

CEHALET VE
RENKLERİ

Tarih : 6.12.2019 1|
Devamı...

 

KONYA ÜZERİNDEN
NEREYE!

Tarih : 22.10.2019 |
Devamı...

 

ÖLÜ BİR RUH
ÖZGÜR DÜŞÜNCE

Tarih : 8.10.2019 1|
Devamı...

 

ÖLÜ BİR RUH
OTOPSİ DENEMESİ

Tarih : 7.10.2019 2|
Devamı...

 


 
 

 
 
ANASAYFA BİYOGRAFİ SIK KULLANILANLARA EKLE GİZLİLİK İLKELERİ İLETİŞİM


Siteden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz..!

HÜSEYİN SUNGUR | Resmi Web Sitesi | huseyinsungur.com © Copyright 2015-2020 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz, kullanılamaz.

URA MEDYA