ANASAYFA  |  ÖNERİ VE ŞİKAYET  |  İLETİŞİM

BİYOGRAFİ HABERLER MAKALELER GİYOTİN HAVUZU İLETİŞİM
TARSUS BİR ÂTEŞTİR/7 | HÜSEYİN SUNGUR | Resmi Web Sitesi
  KADROMUZ
 
TARSUS BİR ÂTEŞTİR/7

UZAKLAŞIRSAN EĞER...

Ben, cetvele “çocuğukene” , çok gittim de, pek bir alafranga olan anamdan korktuğum için,çimemedim…

Yâhu hatun pek disiplin hastası. Sağdan soldan duyuyorum, 82 Evler, Donuktaş vs…Geberiyorum merakımdan.Peder,oralı bile değil.

Zamanın anne-baba anlayışı ve uygulamasında,biz çocukların hiç bir söz hakkı yokdu.İstediğiniz kadar tepinin,ağlayın,yırtının.Davulcu yellenmesiydi büyüklerimize.

Benim çocuk “hükmüm”,yalnızca Namrun’a gidileceği vakit, her sene yenilenen “yayla yemenisi” yapılacağında iktidar olurdu.Bugünkü “eski “ merkez çarşıda,yani kaymakamlığın tam karşısındaki tarihi bölgede, hafızam beni yanıltmıyorsa, “” köşkerler” vardı.KÖŞKER,zamanın hem ayakkabı tamircisidir hem de imalâtçısı.Bizim “yayla yemenileri”, tabanları , kullanılmış kamyon yahut traktör lâstiklerinden,falçatayla dikkatli bir şekilde traşlanarak çıkartılıp, kartona çizili duran , ayak kalıbımıza uydurulan , gerçek ayak kapları idi.Zamanın NAMRUNU’nun ,taşına dikenine, hangi ayak “kabı” dayanacaktı ki!

Neyse,nasıl olsa NAMRUN faslına geleceğiz,biz gene mahalleye dönelim.

Hayatımız ,haniyse, 276,77 ve 78. sokaklardan ibaretti,bir vakte kadar.Rûyalarımızı göndereceğimiz gökyüzümüz bile çok küçüktü.Kimi günler,ATATÜRK ilkokulunun , şehitliğe sınır olan ,nispeten alçak duvarının üzerinde oturan “ağabeyler” görür,yeni ve farklı bir dünyaya açılan pencereler olabileceklerini düşünerek,çekingenlik içinde yaklaşırdım dinlemeye.Ayaklarını sallaya,sallaya sohbet ederlerdi.Biz küçükler,ayakta,kollarımız kenetli bir şekilde , onların,bizlere kocaman gelen dünyalarının kenarında durur,hafif ve saygılı bir tebessümle ,sadece dinlerdik.

Aile olarak,aslında sık sık “dünya” değiştirirdik.Yani annemin MERSİNLİ olması itibariyle, kara tren yahut da motorlu ile anneannemleri görmeye giderdik .Vilis cibimiz alındıktan sonra bu yolculuk,çoğunlukla aracımızla yapılır olduydu.

Birgün , denizi gördüm .

Bugünkü TSG stadının güney tarafı “denizdi” ve yakınında da AKDENİZ plâjı vardı.59 yahut 60 olmalı.Dayım,bir ahbabın “tekeriyle” , ofluya pofluya beni “denize” götürmüştü.O güne kadar ,daima karada yaşayan bir çocuk,aniden denizle tanışıyor.

Düşünün…

Büyük,çok büyük bir su kütlesi.Rüyasında bile göremeyeceği kadar büyük bir su “kütlesi”.

Bu arada , ilginçtir, “tekerin” sahibi annemlerin hala oğlu FARUK ABİ, ömrü boyunca ,tekerden başkaca bir vasıtaya binmedi.

Ancak tekerde bir sorun vardı. İkide birde lâstiklerden birisi,havasını kaybediyor,dayım da, Ofluya pofluya el pompasıyla, havasını iade ediyordu lâstiğin.Neyse bu şekilde,tekerle dövüşe dövüşe, plâja geldik.Gişesi vardı plâjın ve tahtadan bir kulübe olduğunu hatırlıyorum.Gişenin hemen arkasında, içerinin gözle temasını kesen,muhtemelen kalın bir patiskadan yapılma,yaklaşık birbuçuk metre kadar eninde olan , çevirme çiti vardı.

Gazinosu,büfesi,duvarları hep bembeyazdı.Sahipleri ise , PLÂJCI HAMİT ve kardeşi Cevdet Beyler’di.Bugün , İNÖNÜ bulvarı Mersin’de yürürken, TSG stadını batı yönünde geçtiğinizde, karşılaşacağınız yüksekçe binada ASELSAN vardır. İşte “o bina”, yakın zamana kadar tek katlı,bakımsız bahçeli bir evdi ve “plâjcı Hamit Beylerin’ miş ”. Adet olduğu üzre(!) , mütayite vermişler, vakt iriştiğinde  netekim.

Suyun hemen kıyıcığında ,ıslak kumların üzerinde , ucu bucağı görünmeyen bu BÜYÜK SU’ya , ne kadar süreyle baktım ki!Mahallesindeki GAMSIZın tarlasında, sabahtan akşama kadar oynarken ,gezindiği toprağın üzerindeki çocuk aklına tuhaf görünen  çayırlara,çimenlere,küçük karınca deliklerine, kendi kendine oluşmuş yağmur artığı derecik ve tepeciklere alışmış olan sarı kafalı küçük adam, birden bire ayağının ucunda duran , yüzeyi gırpış gırpış eden,aklının alamadığı kocaman bir su kütlesine ,baka kaldı zahir.

Sonsuz bir sayfa gibi.

Sınırsızlık düşüncesi.

Ayrıca bugün,SEYHAN nehri kenarında bulunan , KOCA BUCAK adıyla andığımız arazimizin , ırmak boyunda sırtsırta veren , kendi imkânıyla yetişip ormanlaşan  bitki örtüsüne yaslanarak , SEYHAN’ı “dinlemek”  de, başka bir sınırsızlık tadı , huzuru verir gönlümüze.



Yorum Ekle comment Yorumlar (0)

    Bu Habere Henüz Yorum Yapılmamış..!



 
 HABERLER
 
NEREYE DOĞRU
NASIL

Tarih : 6.12.2019 1
Devamı...
 
 
İLTİHAP
2. NEŞTER

Tarih : 26.09.2019
Devamı...
 
 
 
 MAKALELER
 
BOŞLUK
VE ANLAM

Tarih : 4.10.2019 1
Devamı...
 
 
KÜÇÜK İSKENDER
BÜYÜK ŞİİR

Tarih : 8.07.2019 1
Devamı...
 
 
 
 www.huseyinsungur.com
 

 GİYOTİN HAVUZU
 

CEHALET VE
RENKLERİ

Tarih : 6.12.2019 1|
Devamı...

 

KONYA ÜZERİNDEN
NEREYE!

Tarih : 22.10.2019 |
Devamı...

 

ÖLÜ BİR RUH
ÖZGÜR DÜŞÜNCE

Tarih : 8.10.2019 1|
Devamı...

 

ÖLÜ BİR RUH
OTOPSİ DENEMESİ

Tarih : 7.10.2019 2|
Devamı...

 


 
 

 
 
ANASAYFA BİYOGRAFİ SIK KULLANILANLARA EKLE GİZLİLİK İLKELERİ İLETİŞİM


Siteden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz..!

HÜSEYİN SUNGUR | Resmi Web Sitesi | huseyinsungur.com © Copyright 2015-2018 Tüm hakları saklıdır..! zinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz, kullanılamaz..!

URA MEDYA