ANASAYFA  |  ÖNERİ VE ŞİKAYET  |  İLETİŞİM

BİYOGRAFİ HABERLER MAKALELER GİYOTİN HAVUZU E-KİTAP
GÖKYÜZÜNDEN MEKTUP’DAAAAN ... | HÜSEYİN SUNGUR | Resmi Web Sitesi
  KADROMUZ
 
GÖKYÜZÜNDEN MEKTUP’DAAAAN ...

MARGARETH TEACHER VE "O" NA !

MÜSLÜMANLIĞIN ( DİNLERİN  ) en genel anlamda sorunu , DÜNYAYA şaşıbeş bakmaktır.DİN hiç bir zaman BİLİM ve  YAŞAM gerçekleri ile örtüşemez. SAĞDA , solda fenni bilimleri hatırlatan ifadelerin olması yahut da evvlâ akılla yola çıkan bir "liseli matematikçinin" işi giderek BABİL matematikçiliğini hatırlatan kehanet ve sayı bilmecesine çevirerek, kafasına göre toplama ,çıkarma yapıp, demirdi, magnezyumdu, yok bakır alaşımıydı diyerek, " metinlerden" , yani surelerin içinden yüksek fizik ve kimya bilgilerini çıkarması da, hoş bir tebessümdür , o kadar... Dolayısıyla , gerçek hayat , dinlerle örtüşemez...

 

ÖRTÜŞTÜĞÜNÜ iddia etmek , eşyanın tabiatına aykırıdır.

Eşyanın tabiatı ne demektir peki:

Yaşamakta olduğumuz ve bizim dışımızda cereyan eden doğa olaylarının kendi içindeki yasalarının  yani  sürgit ilkelerinin görülebilen durumlarına verdiğimiz isimdir.

Bilim ise bu görünemeyen fakat sezilebilen / idrak edilebilen yasaları , deneme yanılma yoluyla ortaya çıkarmak ve bir bütüne ulaşma gayretidir.Bu durumda, DİNLER , doğal olarak tenkîde/ eleştiriye / yeniden zihinsel alıştırmalara kapalı olduğundan, BİLİMLE DİN yanyana gelir demekle , ATEŞİ barutun yanına koymakta bir sakınca yoktur demek kadar AKILSIZLIKTIR.

Bu arada biz, bu yazımızda, DOĞA olaylarının ilk itici gücünü, ilk ortaya çıkışının nedenselliklerinin neler olabileceğini araştırmıyoruz.Bu içgıcıklayıcı merakı, ileriki bir yazımızda ortaya koymaya çalışacağız.

ŞİMDİ  dinler ve özellikle İSLAM, büyük bir bölümü , ifade olarak SAHTE TEVRAT' tan aşırmadır. Gerçekte TEVRAT diye de bir metin yoktur . ZİRA tarih bize , İslam peygamberi Muhammed dışında hiç bir "peygamberden" söz etmiyor.Bu dahi , bizim İslam peygamberine itina göstermemizi gerektirmez.

DİNSEL metinlerin ""TAMAMINA """ yakını , KADİM SÜMER ve BABİL metinlerinin tornistanıdır.ÖRNEĞİN " "" ENUMA ELİŞ" metnine bir göz atarsanız, size müthiş tanıdık gelir ; "size " derken elbette okur yazar anlar ve merak ederleri kastediyorum...BUNU herhangi bir ortalama "sıkı" müslümana söylediğiniz yahut gösterdiğiniz zaman , alacağınız cevap, sizi şaşkına çevirir : ALLAH ONLARA DA VAHYETMİŞTİR gibi bir saçmalıkla karşılaşırsınız muhtemelen. Öyle ya , yukarda bulunan ALLAH , durup durup (( neredeyse )) vahy denilen bir işlemi , kendi hesabına göre, devreye almaktadır.

ALMAKTADIR da (!!!) bu devreye alış, her nedense HEP ORTADOĞU coğrafyasına , biraz da HİND yarımadasına kısmet olmaktadır.

Bir İSKANDİNAV- KELT- MORİTANYA EŞRAFINDAN veyahut yeğenimin haftalarca gönüllü kazma kazdığı PAPUA YENİ GİNE dolaylarına bu KISMET bir türlü HİDAYET etmemektedir.

DİNİ, özellikle İSLAMI kendi içinden okursak, demekki andığımız bölgeler, pek bir günahsız anlamına erişebiliyoruz ki, ALLAH, oralara ORTADOĞU peygamberleri gibi destek "birimleri" göndermeyi gereksiz görmüştür diyebiliyoruz.

İSLAMIN "" ALLAH"" ı her nedense , sahneye çıkmak veyahut oyuna girmek için MUHAMMED peygamberin dünyaya gelişini beklemiş görünmektedir...

ÖTE YANDAN , siz de madem "" bu destanlara vahyedilmiş gözüyle bakıyorsunuz , PEKİ neden o zaman peygamber yoktu"" sorusuna  dümen kırdığınızda , ortam iyitten gerginleşir.ÖYLE bir gerginleşir ki, iş , ""can almanın faziletine"  kadar gidebilir .

BU soru cümlesi , şahsım tarafından denenmiş, karşılığında ÖLÜM tehdidi alınmıştır...

AVRUPA, AYDINLANMA döneminde, bu sorunu , anca 300 senede çözebildi. Bu dönem zarfında , maalesef çok ama çok kan akıtıldı.

Özellikle MÜSLÜMANLARIN "kutsal " kitabına dikkat kesildiğimizde,  kitabın üç aşaması olduğunu tespit ediyoruz.Tabii bunun için , sabırlı ve ısrarlı okumalar yapmak zorunluluğu vardır : A. 1. mekke dönemi B. medine dönemi C. 2 mekke dönemi...A ve B dönemlerinde Kur'an , haylı yumoştur yani siyaseten yazarsak, OPORTÜNİSTTİR , ""ZİRA"" çevre edinip , taraftar toplayacaktır.TARİHTE insan yapısı tüm hareketler böyledir.İNSANÜSTÜ veyahut doğaüstü hareletleri varsaymadığımıza göre, bu hep böyledir.

2. MEKKE dönemi ise tamamen kanlıdır ve her yerden KAN akmaktadır .Zira kesin iktidar ele geçirilmiştir artık.

Bakınız, AKEPENİN 2002-2007 dönemiyle son yılları arasındaki farklara !!!

İSLAM tarihi , ENDÜLÜS hariç , bütün bu coğrafya peygamberin ölümü de dahil olmak üzere, baştan aşağı KAN ve İHANETTTEN ibarettir . Bu dönemin eline tarihte anca ENGİZİSYON su dökebilir.Bu açıdan , 27 Eylül günü, din ile alakalı söylenecek en ufak olumlu bir ifade , YARININ BİRAZ DAHA KARARTILMASINA YARDIMCI OLMAKTAN başkaca bir işe YARAMAZ...

 

GELELİM DÜNYAMIZIN SON 35 YILINA :

 

MARGARETH TEACHER'ın , yani DEMİR LEYDİ, anasıyla , BAY RTE'NİN babasıyla papaz oluşu gibi, hiç anlaşamadığını,  hiç sevmediğini , güvenilir bir ingiliz gazeteciden , zamanında okumuştuk.

Nasıl ki SÜT , simgesel olarak ANA merhametini, korumacılığını , yaşatıcılığını simgeler, temsil eder.

İNGİLİZ devleti de , DEMİR LEYDİ iktidarına kadar, her sabah, DEVLET yardımı olarak, her ingilizin kapısına BİR ŞİŞE SÜT bırakırdı.

BEDAVA...

DEMİR LEYDİ de, anasına duyduğu KİN VE ÖFKEYİ, birazdan benzerini anlatacağımız gibi, seçildiğinin ERTESİ GÜNÜ, bu SÜT dağıtımını durdurarak somutlaştırdı.

AVRUPA'da , son 75 yıl içinde, birçok POLİTİK liderin AKIL VE RUH SAĞLIĞI ,PSİKO PATOLOJİSİ başlığı altında, mercek altına alındı. TEACHER'ınki de alınmış, bir kaç sayfa da okumuştuk.

DEMİR LEYDİ'nin, hakkında yazılan bu kitaba, ATATÜRK gibi, gülüp, geçtiğini biliyoruz.Demekki kendine güvenen, özsaygısı yüksek birİ DEMİR LEYDİ.Vahim yanlışları olsa da!

Benzer bir kitabın ülkemizde, BAY RTE veyahut BÜLENT ARINÇ, DAVUTOĞLU gibi şahıslar hakkında yazıldığını düşünün. 

Yazılmıştır da ; mesele kitabı korkmadan , haklı olarak, yayınlayabilmek.

HANİ ülkemiz ileri demokrasi ya, o bakımdan ""şaapıyorum"yani.

 

DAHA YAKIN ZAMANLARA GÖRE...

 

O zaman SABAH gazetesi , ÇALIK efendiye satılmamıştı.HULÛSİ TURGUT , basında , değme ropörtajları ile tanınan bir abimizdir.BAY RTE de , İstanbul'da ,belediye başkanı.

Uzun bir söyleşi yapar BAY RTE ile TURGUT ABİMİZ...

Babasının çok zalîm biri olduğunu ANLATIR da ANLATIR BAY RTE...

Onbeş, onaltı yaşına kadar , mutfaklarının tavanındaki kancaya, babasının pantolon kemer köprüsünden  kendini asarak, GEMİCİ PALASLASIYLA (( kalın iş pantolonlarında kullanılan, üç ya da dört parmak eninde, sıkı deriden yapılan bir kemer türü )) dayak yediğini ANLATIR !

BU arada , anasıyla ablası, bu zalîm babayı yumuşatacak bir yol bulurlar :

BABA , eve geldiğinde , sürünerek oturduğu kirevitin yanına gidip, yanaklarını babasının çoraplı , kirli ayaklarının taraklarına sürmesini isterler KÜÇÜK RECEP'ten.

İŞ, sonuç verir. Baba , bir süre sonra buna alışır ve hergün ister , YATIŞMAK için.

 

SAhi sen kimsin BAY RTE, ülkemin reisi cumhuru !

 

O zaman , MERSİN /KATILIM gazetesinde, haftada altı gün , yorum yazıyordum.Bu söyleşiyi okuyunca, "Eyvah ""dedim, "Şimdi bu adam yarın başbakan olacak ve bu yediği dayakların hesabını bizden soracak"...

 

ÖMER ÇELAKIL bile bu kehaneti yapamazdı.

 

1. Bölümün sonu

 



Yorum Ekle comment Yorumlar (0)

    Bu Habere Henüz Yorum Yapılmamış..!



 
 HABERLER
 
BİR ÖLÜM
BELKİDE YENİ BİR YAŞAM

Tarih : 11.04.2026
Devamı...
 
 
ŞAHDAMARIM
TÜRKİYEM

Tarih : 4.04.2026
Devamı...
 
 
 
 MAKALELER
 
YENİ DÖNEM
ŞİİRİMİZ

Tarih : 1.11.2025
Devamı...
 
 
" SUYU ARAYAN ADAM" LAR 2
ÇOK ESKİ BİR GEÇMİŞE DAİR

Tarih : 21.09.2025
Devamı...
 
 
 
 GİYOTİN HAVUZU
 

AYMAZLIK
VE BİLMEK 1

Tarih : 6.04.2026 |
Devamı...

 

PSİKOPATOLOJİ
DENEMELERİ 1

Tarih : 8.03.2026 |
Devamı...

 

LJUBLJANA’YA GELEN KARTPOSTAL
1. PERDE

Tarih : 14.02.2026 |
Devamı...

 

YAT YAT UYU MEMEDİM
BULAŞICI SALAKLIK

Tarih : 8.02.2026 |
Devamı...

 


 
 

 
 
ANASAYFA BİYOGRAFİ SIK KULLANILANLARA EKLE GİZLİLİK İLKELERİ İLETİŞİM


Siteden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.

HÜSEYİN SUNGUR | Resmi Web Sitesi | huseyinsungur.com © Copyright 2015-2026 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz, kullanılamaz.

URA MEDYA