ANASAYFA  |  ÖNERİ VE ŞİKAYET  |  İLETİŞİM

BİYOGRAFİ HABERLER MAKALELER GİYOTİN HAVUZU E-KİTAP
ALLAH BAŞARISIZ ! | HÜSEYİN SUNGUR | Resmi Web Sitesi
  KADROMUZ
 
ALLAH BAŞARISIZ !

YAPACAK BİR ŞEY YOK(MU)!

Allah başarısız mı !

Çok saygı duyduğum bir usta yazarın , çaktırmadan arakladığım yazısını, az da olsa makyajlayarak , sizlere takdim etmek istiyorum...

Açıkca beyan edeyim ki, bu değerli yazarın tüm tespitlerine , harfiyyen katılıyorum.

ANCAK , yazı yazma tutkusu , bencilliği(*) diyelim ,değerli yazarın cümlelerinin arasına , DAYANAMAYIP, ufak tefek sızıntılar yapmamıza neden oluyor...

Hadi bakalım , kolay gelsin ...

Giriş cümleleri benden :

1- EĞİTİM hayatım boyunca, ister istemez , çok sıra dışı , unsurlar arasında mukayese olanağı veren , yaşantım oldu.
Şöyle ki:
11- BÜYÜK şehirler dışında kurulu ( İst-Ankara-İzmir ) , kökü dışarda , hıristiyan misyonerliği amaçlı bir mektepte okudum yani TARSUS amerikan kolejinde.
Kuruluş 1888, yani padişah 2. AbdûlHamid dönemi.
Bu bölümü okuyan okuldaşlarımdan bana kızacak olan varsa, kusura bakmasın , gerçek böyle.
12-- Buradan ayrılıp, yine aynı padişah döneminde , 1908 tarihinde kurulmuş olan İSTANBUL KABATAŞ ERKEK Lisesi'nde okudum ve 1974 'de mezun oldum.
13-- Bu okulda takıştığım bir öğretmenin şerrinden ve dönemin "okul yönetmeliği" konusunda bilgimiz olmamasından dolayı, memleketimiz Tarsus'a dönüp , yurdum insanının mektebi olan , sevimli memleket lisemiz , CENGİZ TOPEL Lisesi'nde, ikinci sınıfı okudum.

Bu hallerden çıkarılabilecek yaşam deneyimini, şu şekilde somuta dönüştürebiliriz..
CENGİZ TOPEL lisesinde yazacağınız (( 10lu not sistemine göre )) 8lik ya da 9luk bir sınav kâğıdı, KABATAŞ lisesinde, her nedense , taş çatlasa 6 alır ...
TARSUS amerikanda , o yıllarda (( 1965-1971 )) verilen eğitim , belki İSTANBUL'daki ROBERT KOLEJ gibi değildi ama...
Açıkcası, KABATAŞ'tan da , CENGİZ TOPEL'den de, ister istemez çok ilerdeydi.

DOLAYISIYLA, çok eski, geleneği olan bir DEVLET okulunun.
Sıradan , mütevazî bir ANADOLU lisesinin.
HAYLİ iddialı bir amerikan misyoner okulunun.

Topyekûn "" ÖĞRETİM" anlayışlarında öğrenci olarak bulunup, MUKAYESE olanağı buldum.

Bu üç okuldan ,yalnızca TARSUS amerikanda, EĞİTİM ve ÖĞRETİM vardı.
DİGERLERİNDE yalnızca öğretim vardı.
KABATAŞ'ın sevimli farklılığı , yalnızca ANADOLU'nun çok çeşitli yörelerinden gelenleri, BÜYÜK ŞEHRE alıştırmak yani SOSYALLEŞTİRMEK için , gerçekten insanüstü bir gayret sarfetmesiydi, o kadar.

Bu , "görece yaşam şahitliği üstünlüğüdür" kanımca. Bu üstünlük, aşağıda alımlayacağımız değerli metni ve içindeki sırlı gibi görünen tehlikeyi , sanırım daha iyi kavramamı sağlıyor ...

Buyrun, başlıyoruz...

""""

Hemen hemen bütün gazeteler 1 Kasım Seçim sonuçlarını: “tek parti iktidarı” olarak yorumluyorlar.

Milli irade tek parti iktidarını seçmiş.

(( Yaş 61, 15imden beri bu MİLLİ İRADE kavalını dinliyorum. Henüz anlayamadım . Bu tamamen kafa karışıklığı yaratıp, kölelik sistemini pekiştirmek amacıyla , aklı fikri iktidarlara TAPINMAK olanların , tapınma sürecinden sapmamalarını sağlamak amacıyla , uydurulmuş bir hikayedir bence.

% 50 akepe diyerek milli irade oluyorsa, akepe demeyen diger %50 , gayrı milli mi oluyor şimdi??? MİLLİolmak için illâ da İKTİDAR partilerine domalmak mı gerek ? ))

Katılmıyorum.

(( Ben de katılmıyorum ))

1 Kasım Seçim sonucunda: “tek adam iktidarı”seçilmiştir.

Milli irade tek adam iktidarına oy vermiştir!

(( O kadar ,kısa ve öz ))

***

Ben tek adam iktidarına karşı mücadele verdim.

Kaybettim!

Ne demekse; milli iradeye saygılıyım! (sanki aksi mümkünmüş gibi). Ancak, milli irade ile aynı fikirde değilim. Büyük çoğunluk benden farklı düşünüyor, diye belki görüşlerimi gözden geçirmem gerekir ama büyük çoğunluk ile aynı fikirde olma zorunluluğum yok.

Ben 1 Kasım gecesi, seçim sonucu belli olunca, görüşlerimi tekrar tekrar gözden geçirdim. Ancak, büyük çoğunluk beni ikna edemedi. Ben yine de görüşlerimde ısrarlıyım.

Büyük çoğunluk benim görüşlerime itibar etmediğine, benim de söylenecek yeni sözüm olmadığına göre köşe yazısı yazmayı bırakmam gerekiyor.

Ben de öyle yapıyorum!

***

Ben hukukun üstünlüğüne dayalı bir ülke istedim.

Millet istemiyor.

Ben basın özgürlüğü istedim.

Bırakın milleti, basın mensupları bile basın özgürlüğünü sallamıyor. Baksanıza, Doğan Grubu yazarları (istisnalardan özür dilerim), başlarına ne geleceğini bile bile, mücadele etmeye soyunmak yerine, şimdiden birlik/beraberlik çağrısı yapmaya başladılar.

Ben yolsuzluklar ile mücadele edilsin istedim.

Millet “çalıyor (%72) ama çalışıyor (%49.28)” diyor!

Ben benimle hemfikir olan arkadaşlarla birlikte yana yakıla dış politika ülkeyi felakete götürüyor diye bağırdım.

Millet “dış politikadan aşağı Kasımpaşa!”, diyerek cevap veriyor.

Diyeceksiniz ki; Senin gibi itiraz edenler de var! Doğru, her seçimde ufak sapmalarla %25 itiraz ediyor ama onlar zaten benim söylediklerimi benden iyi biliyorlar.

Körlerle sağırlar birbirini ağırlar!

Ben sıkıldım.

(( Daha açık ve anlaşılır nasıl anlatılır ? ))

***

Muhterem beyler, muhterem bayanlar.

Hepimiz biliyoruz ki seçimi ne Ahmet Davutoğlu, ne de AKP kazandı.

Seçimi RTE kazandı!

(( İşte bu kadar , UYANIN uykulardan diyeceğim amma uyanmayacağız , biliyorum ...

MİLLİ iradeymiş, geçin bu lâfları geçiiiiin... ))

RTE’siz AKP’nin veya RTE’siz Ahmet Davutoğlu’nun bu oy oranını rüyasında bile göremeyeceğinin hepimiz farkındayız.

Seçimi AKP’nin şu veya bu vaatleri de kazanmadı. Tüm partilerin vaatleri aynı!

7 Haziran’dan beri ortada bir hükümet yok ki, “AKP seçimi icraatları ile kazandı”, diyebilelim.

Seçimi açık ve seçik “tek adam rejimi” vaat eden, hatta seçildiği günden beri ne Anayasayı, ne kanunları iplemeden fiili olarak tek adam rejimi uygulayan RTE kazandı.

RTE “%52 hukuktan da, özgürlüklerden de büyüktür”, dedi ve kazandı!

İşin özü budur!

Millet de “babam değil mi, ister döver, ister sever!” dedi ve oyunu ona verdi. Muhakkak içinden de geçirdi:

“Hoş, zaten onları dövüyor, bana dokunmuyor ki!”

AKP görünümlü RTE 7 Haziran ile 1 Kasım arasında, sadece 4 ay 3 haftada oylarını; hiçbir icraat yapmadan, diğer partilerden farklı hiçbir vaatte bulunmadan tam tamına 4 milyon arttırmıştır. (HDP’nin toplam oyu takriben 5 milyon!)

4 ay 3 haftada alınan bu miktarda oy artışı dünya çapında bir olaydır!

***

Peki, şimdi ne olacak?

Önce “birlik/beraberlik/istikrar” türküleri söylenecek. Bu türküye can derdine düşen medya ve şirketler eşlik edecek. Sonra:

1)RTE; MHP ve HDP’den sadece 14-15 sandalye devşirerek Anayasa değişikliğini referanduma götürecek.

2)Anayasa özü itibari ile “merkezde RTE, yerelde APO!” temasına dayandırılacak.

3)Milletin ağzına “özgürlük anayasası yapıyoruz” denerek bir parmak bal çalınacak. Cebine bir miktar para konacak.

4)Kürtler “özerklik” rüyası görerek, RTE’ye oy vermiş Türkler de “büyüğümüzdür, muhakkak bir bildiği vardır” şiarı ile referandumda oy kullanacak.

5)Doğan Grubu tekrar “ehlileştirilecek”! Grup tekrar birkaç gazeteci/televizyoncu feda ederse, hiç şaşmam.

6)Zaman, Cumhuriyet, Sözcü fena çarpılacak.

7)Hâkimler ve savcılar daha beter RTE’nin emrine girecek!

8)Bürokrasi her hafta “bu cuma RTE hangi camide namaz kılacak?” sorusuna cevap arayarak mesai yapacak.

9)Komutanlar sürekli “acaba son günlerde bir kusur işledik mi?”, diye sorgulayarak yaşayacaklar.

10)Gülen Cemaati Silivri’de yargılanacak.

11)Bir kısım millet bugünleri bile arayacak.

12)Bir kısım millet de “bana dokunmayan yılan bin yaşasın”, şiarı ile dayak yiyenlere “oh olsun!” çekecek.

13) “Nasıl olsa yolsuzluk yapanın yanına kar kalıyor”, diyenler “devletin malı deniz, yemeyen domuz!” sözünü baş tacı edecekler.

14)Devlet erkânı malı götürürken ahali “bal tutan parmak yalar!” diyerek alkış tutacak. “Komşuda pişer, bize de düşer” beklentisi daha fazla ağırlık kazanacak.”

Hepsi buuuu...

Şimdi takip eden yazımızda , bu acımasız doğruların , nasıl oluyor da, hayat bulduğunu anlamaya ve anlatmaya gayret edeceğiz.

Görüşürüz...



Yorum Ekle comment Yorumlar (0)

    Bu Habere Henüz Yorum Yapılmamış..!



 
 HABERLER
 
BİR ÖLÜM
BELKİDE YENİ BİR YAŞAM

Tarih : 11.04.2026
Devamı...
 
 
ŞAHDAMARIM
TÜRKİYEM

Tarih : 4.04.2026
Devamı...
 
 
 
 MAKALELER
 
YENİ DÖNEM
ŞİİRİMİZ

Tarih : 1.11.2025
Devamı...
 
 
" SUYU ARAYAN ADAM" LAR 2
ÇOK ESKİ BİR GEÇMİŞE DAİR

Tarih : 21.09.2025
Devamı...
 
 
 
 GİYOTİN HAVUZU
 

AYMAZLIK
VE BİLMEK 1

Tarih : 6.04.2026 |
Devamı...

 

PSİKOPATOLOJİ
DENEMELERİ 1

Tarih : 8.03.2026 |
Devamı...

 

LJUBLJANA’YA GELEN KARTPOSTAL
1. PERDE

Tarih : 14.02.2026 |
Devamı...

 

YAT YAT UYU MEMEDİM
BULAŞICI SALAKLIK

Tarih : 8.02.2026 |
Devamı...

 


 
 

 
 
ANASAYFA BİYOGRAFİ SIK KULLANILANLARA EKLE GİZLİLİK İLKELERİ İLETİŞİM


Siteden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.

HÜSEYİN SUNGUR | Resmi Web Sitesi | huseyinsungur.com © Copyright 2015-2026 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz, kullanılamaz.

URA MEDYA