ANASAYFA  |  ÖNERİ VE ŞİKAYET  |  İLETİŞİM

BİYOGRAFİ HABERLER MAKALELER GİYOTİN HAVUZU E-KİTAP
UZUN YOL YAZILARI | HÜSEYİN SUNGUR | Resmi Web Sitesi
  KADROMUZ
 
UZUN YOL YAZILARI

17. PERDE

UZUN YOL YAZILARI

“türk” solu üzerine solgun bir derkenar 2

 

“siz ( biz)”, bu toplumda ne denli özgür düşünmeye-davranmaya gayret ederseniz, o denli “” DIŞLANIRSINIZ”.

İCAT ÇIKARMA…

BUNLARI DÜŞÜNMEK SANA MI KALDI…

Bana kalmadı ise, kime kaldı “” arkadaş”, söyleyin de bilelim…

DÜŞÜNEN KAFALARA, TEHLİKELİ FİKİRLER ÜŞÜŞÜR gibi, birbirinden değerli, fikri vicdanı HÜR bireylere yol açan, ufuk açıcı söylemler ortaya çıkmıştır, bu kutsal(!) topraklarda.

Öncelikle şunun altını, kalın kalın çizelim: SOSYAL BİLİMLERLE, FEN/ MATEMATİK BİLİMLERİNİN ARASINDA, kapanmaz bir ZİHİNSEL makas vardır… öncelikle onu bilelim… nedir bu makas: bir bilginin yahut bilgi kırıntısının, MATEMATİK SABİTESİ yok ise…

YANİ, örneğin sağlıklı bir insan bedeninin, vücud ısısı, 36.5 derece, santigrattır.

Artı sonsuza da , gitse, “Pİ” syısının, 3.14………. yürüyüşü.

Ama işte SOSYAL BİLİMLER, böyle değildir.

 

 

“O”, bilim sayılmaz, olsa olsa bilgidir. Örneğin “” enflasyon oranları- psikiatri- toplumların ileri geri davranış biçimleri”, hep bu başlık altında, İRDELENMELİDİR.

MARX, kendince ölçtü, biçti, “” devrim” ingilterede başlayacak dedi. Nerde patladı! RUSYA’da… neden…. Çünkü İngiliz monarşisi ile RUS monarşisi arasında, ciddi bir terslik vardı ve bu, görülmedi-görülemedi,yahut her ne halt ise…

BİLGİNİN bilim aşamasına gelmesi ise, bambaşka bir süreçtir. O konuya, alafrangacası, EPİSTEMOLOJİ denilen bir alan bakmaktadır; arzular şelale.

Türk solu, artık, ADIM HIDIR, ELİMDEN GELEN BUDUR sahnesinden inmek, içinde bulunduğu toprakların, özüne , “” ahirine ve evveline” BAKMAK ZORUNDADIR.

Açık ve tarafsız bir zihinle, tarihe, derinliğine, whatsup-instagram-tiktak- yapay zeka ile çepeçevre sarılmaya başlayan “”insanlığa””, marxın da, leninin de ötesinde, AÇIK BİR ZİHİNLE bakmak zorundadır.

Bu zorunluluk, “o”nun tarih önündeki, SARSILMAZ sorumluluğudur. Bu sorumluluğu yerine getirmemek, ülkeyi kasten unutan-çapaçul ettirip, yağmalattıranların GÜNAHINDAN da öte bir “haldir”, aklımızdan çıkarmayalım.

1-

Türk solunun, en büyük falsifikasyonlarının, ( rahmetli YALÇIN KÜÇÜĞ’ün sözüdür bu, yani kabahat-hata diyebileceğimiz bir sözcüktür…), başında, CUMHURİYET öncesi döneme yani ( büyük bir yanlışlık olarak) OSMANLI denilen “ zamanlara”, bilimsel olarak yaklaşmayışı, hatta ve hatta haniyse, yok saymasıdır.

Sanki “ o  tarih zamanlarında”, bu topraklarda, hiçbir zaman “ osmanlı” diye bir örgütlenme-oluşum olmamış.

Bunun da ötesinde, rahmetli DR HİKMET KIVILCIMLI’nın, osmanlı üzerine düşündüğü,çok özgün değerlendirmeleri bile, KIVILCIMLI, kendi daireleri içinde olmadığı “ nedeniyle”, dönüp bakmamışlardır bile. KIVILCIMLI’nın, “” TARİH TEZİ” klasik Marksist kalıplar dışında, çok ciddi , bilimsel bir değerlendirmedir, ancak ne gam…

Alın size, “” sosyalist” softacılık.

2- Birkaç antlaşmayı da içine alan Vestfalya Barışı (Münster Antlaşması ve Osnabrück Antlaşması), Otuz Yıl Savaşları ve Seksen Yıl Savaşları'nın sonunda Ekim ve Mayıs 1648 tarihlerinde imzalanmıştır. Antlaşma 24 Ekim ve 15 Mayıs 1648'de Kutsal Roma Cermen İmparatorluğu, diğer Alman prensleri, İspanyaFransaİsveç ve Hollanda Cumhuriyeti temsilcileri arasında imzalanmıştır. Fransa ve İspanya arasında 1659 yılında imzalanan Pyrenees Antlaşması'nı da bu antlaşmanın içine dahil edilebilir. Bu barış tarihçiler tarafından modern çağın başlangıcı olarak gösterilmektedir.

Bu anlaşmayı özellikle aldım. Çünkü bu anlaşma ile KITA AVRUPASINDA, dinin – kilisenin toplumlar üzerindeki egemenliği traşlanmış, sınırlanmış, din, kilise sınırları içinde kalmış, orda, görece özgürce, inancını yaşamıştır.

Bu hal aynı zamanda, kıta avrupasında, “ rasyonalitenin” yani “” akıl devriminin de “önünü açan, kilisenin cadı avlarının(!) sonun getiren, sınıf savaşlarına, bir anlamda son veren bir haldir. Avrupa, ağır ağır “ kapitalizme” doğru gitmekte, yani sermaye birikiminin önü açılmakta, feodalite gerileyip, burjuvazi gelişmektedir.

Burjuvazinin geliştiği yerde,KARŞILIK OLARAK,  “ bileşik kaplar teorisi” gibi, İŞÇİ sınıfı da gelişecek, sesini çıkarmaya başlayacaktır.

HATTA Fransız devrimi ertesinde, padişah 1. Abdülhamit, birkaç okur yazarı, frengistana gönderip, olayı yerinde tetkik etmelerini ister.

Dönüşlerinde, saraya, şöyle bir “”traji-komik” hesap verirler… “birkaç tane baldırı çıplak, BASTİL nam mapusu basmış, içerdekileri salıvermiştir”…

Yahu… dünya tarihi değişiyor, taşlar yerinden oynuyor, tahtlar deviriliyor…

“ efendiler” anlamıyorlar…

İşte “ koca Osmanlının(!?)”, döneminde, dünyaya bakışı!

Şimdi… osmanlı derken, haliyle geçmiş bir yönetim-örgüt yapılanmasını, hatta toplumsal varoluşu kastediyoruz.( osmanlı,temelde çok yanlış bir ifade de olsa. Doğrusu KAYI dır, unutmayın)

Osmanlının, toplum- toprak yönetim yapısını görmeden-bilmeden-anlamadan, siz, SOSYALİZM’e soyunamazsınız.

Soyunmamalısınız.

Marxa bakıp--- Lenine bakıp-Staline bakıp, anadoluda, devrim hayalleri kuramazsınız.

Kurarsanız, NURHAKLAR’DA, Kızıldere’de(*), maalesef, delik deşik edilirsiniz.

(*) 2016 ağustosunda, NİKSAR dağlarında, çok yakınına gittim Kızıldere’nin. Ve elbette, gözyaşlarıma engel olamadım.

Peki neden soyunmamalısınız!

x- burjuva sınıfının olmadığı bir toplumda, “batılı” gibi, İŞÇİ sınıfı olmaz. Ve bu ülkede de “o işçi” sınıfı olmamıştır. Tedrici işçi hareketlerine bakıp, güvenmeyin.

x- romancı-osmanlıcı yazarımız kemal tahir, osmanlı toplumunda “ mülkiyet” olmadığı için, batıya kıyasla, “ sosyalizme” daha erken geçilebileceği “kehanetini” savurmuş, sonra da gazeteci arkadaşı İSMET BOZDAĞ’a(*),yanılmışız yahuu demiştir.

(*) bkz ismet bozdağ/ kemal tahir ile anılar kitabı.

x- yetmezmiş gibi, değerli toplumbilimci DOĞAN AVCIOĞLU, bize özgü bir sosyalizmin kalıplarını,artık nasıl yetersiz gördüyse, burnumuzun dibindeki SURİYE’de ortaya çıkan/yahut atılan,  ARAP BAASÇILIĞA göz  kırparak, militer bir sosyalizmin olabileceğini düşündü.  Kısaca aslan solcularımız, kümes kadar ARNAVUTLUK “ sol diktasını” dahi, gün geldi,  sosyalizm zannetmek zerafetini göstermişlerse de,  bir türlü ANADOLU’YA, “” AVDET” edememişlerdir.

Yaş 71 oldu.

Hüseyin SUNGUR, ümidini kaybetmedi.

(( benden bu kadar yoldaşlar))

not: YUKARIYA ALDIĞIM RESİM, SOSYALİZM AYAĞINA, SOSYALİZM MASKESİYLE, MEMLEKETİNE YILLARCA KAN KUSTURAN BİR DİKTATÖRÜN RESMİDİR. ROMANYA DİKTATÖRÜ, NIKOLAI ÇAVUŞESKU VE KARSI... 

 



Yorum Ekle comment Yorumlar (0)

    Bu Habere Henüz Yorum Yapılmamış..!



 
 HABERLER
 
UZUN YOL YAZILARI
18. PERDE

Tarih : 4.08.2026
Devamı...
 
 
UZUN YOL YAZILARI
17. PERDE

Tarih : 4.08.2026
Devamı...
 
 
 
 MAKALELER
 
YENİ DÖNEM
ŞİİRİMİZ

Tarih : 1.11.2025
Devamı...
 
 
" SUYU ARAYAN ADAM" LAR 2
ÇOK ESKİ BİR GEÇMİŞE DAİR

Tarih : 21.09.2025
Devamı...
 
 
 
 GİYOTİN HAVUZU
 

SORUN NEDİR
BENCE

Tarih : 26.06.2026 |
Devamı...

 

ŞEYTAN BİLİM
VE AZGELİŞMİŞLİK

Tarih : 20.06.2026 |
Devamı...

 

PRF İLHAMİ GÜLER
TÜRK MÜSLÜMANLIĞI- AMERİKA SEVDASI

Tarih : 14.06.2026 |
Devamı...

 

DÜŞÜNÜYORUM DA
BAKIN NE DİYORUM

Tarih : 22.05.2026 |
Devamı...

 


 
 

 
 
ANASAYFA BİYOGRAFİ SIK KULLANILANLARA EKLE GİZLİLİK İLKELERİ İLETİŞİM


Siteden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.

HÜSEYİN SUNGUR | Resmi Web Sitesi | huseyinsungur.com © Copyright 2015-2026 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz, kullanılamaz.

URA MEDYA